Şub 4
Soykırım'ın Kavramsal Evrimi: Kent, Cinsiyet, Kadın, Kültür ve Elit Kırımı Cinsiyet Kırımı Perspektifinden Bir Analiz: Ruanda
Soykırım yalnızca bireyleri değil, toplulukların bütün bir varoluşunu hedef alan sistematik imha süreçleriyle tanımlanmaktadır. Soykırımlar, bu suçun sadece etnik, dini veya ulusal aidiyetlere değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet kimliklerine dayalı olarak da gerçekleştirilebildiğini göstermiştir. Bu bağlamda “cinsiyet kırımı” kavramı, soykırım çalışmalarına yeni bir boyut kazandırarak, kadınların ve erkeklerin farklı stratejik nedenlerle hedef alındığı kitlesel şiddet biçimlerine dikkat çekmektedir.
Literatürde sıklıkla etnik, dini ya da ulusal kimlikler üzerinden tanımlanan soykırım olgusu, bu çalışmada toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında yeniden yorumlanmaktadır. Çalışmanın temel amacı; kadın ve erkek kurbanların farklı stratejik gerekçelerle hedef alındığı soykırımlarda, cinsiyetin bir yok etme taktiği olarak nasıl kullanıldığını 1994 Ruanda Soykırımı örneği üzerinden ortaya koymaktır. Bu doğrultuda geliştirilen hipotez, Ruanda Soykırımı’nda cinsiyetin, kurbanlaşma biçimlerini ve şiddet araçlarını belirleyen başlıca faktörlerden biri olduğu; erkeklerin sistematik biçimde katledilirken, kadınların biyolojik ve sembolik sürekliliği yok etmek amacıyla cinsel şiddetle hedef alındığı yönündedir.
Çalışmanın bulguları, Mary Anne Warren tarafından kavramsallaştırılan “cinsiyet kırımı” teorisinin Ruanda örneğinde açıkça gözlemlenebileceğini ortaya koymaktadır. Erkeklerin “potansiyel savaşçı” olarak imha edilmesi, kadınların ise tecavüz, zorla hamile bırakılma ve HIV bulaştırma yoluyla bedenleri üzerinden savaş aracı haline getirilmesi, soykırım stratejisinin toplumsal cinsiyet rolleri etrafında yapılandığını göstermektedir.
Sonuç olarak çalışma, toplumsal cinsiyetin soykırım süreçlerinde yalnızca kurbanlaşma değil, aynı zamanda fail-yapı ilişkileri ve şiddet biçimlerinin seçilmesinde de belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. Bu yönüyle çalışma, hem soykırım literatürüne hem de cinsiyet kırımı teorisi bağlamında toplumsal cinsiyet tartışmalarına önemli katkılar sunmayı hedeflemektedir.
